Akıl Güncem

Listeleniyor (25—68) Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17

BAŞARILI KALMAK BAŞARILI OLMAKTAN DAHA ZOR....

BAŞARILI KALMAK BAŞARILI OLMAKTAN DAHA ZOR....

 

  

İnsan kimi  zaman hak ederek başarılı olur kimi zaman da tesadüfen...

Hakederek başarı olanların başarılı kalmaları daha zordur...

Tesadüfen başarılı olanların başarılı kalmaları çok çok daha zordur. Hatta imkansızdır...

Halk bu tesadüfen başarılı olanlar için "balon" kavramını kullanırlar...

Balonların en önemli özelliği; hava ile şişirilmiş olmasıdır...Dolayısı ile hava ile şişirilmiş olan balonlar hemen patlayabilir.

Halbuki balonları sevmeyenimiz hemen hemen yok gibidir... Rengi, görüntüsü, yumuşaklığı balonları sempatik ve çekici kılar... Romantikdir, duygusaldır...

Ama kısa ömürlüdür balonlar...

Ne kadar dayanıklı olursa olsun, Gün ışığı ile şişirilen balonlar, yatsıya kadar patlamasa ile pörsüdüğünü gözlemlemişizdir...

O yüzden balon'a bel bağlanmaz, çok da üzerinde durulmaz... Anlık eğlence oyuncağıdır... Adı üzerinde Balonlar sevimli oyuncaklarımızdır.

Bu nedenle başarılarımız balon gibi olmamalıdır. Balon gibi içi hava ile doldurulmamalıdır...

Dev yoktur, devleştirilenler vardır... Nihayetinde devleştirilenlerin, deve kadar bile büyük olmadığı zaman içerisinde görülmektedir...

Gerçek başarılı olanlar, başarılı olarak kalabilenlerdir.

Tesadüfen başarılı olanlar, kısa zamanda balon gibi sönenlerdir... Görüntü cazip gelse de; kalıcı değildirler...

Gerçek başarılı olmak için gerçekten çok çalışmak gerekir...

Başarılı olmak çok çalışmanın güzel bir sonucudur...

Çalışmadan başarı olanlar, hiç bir zaman başarılı  kalamazlar...

Önemli olan başarılı olmaktır. Ondan daha önemli olan uzun zamana yayılan başarılı kalmaktır...

Bu tanımlama bireyler için geçerli olduğu kadar, gruplar, toplumlar ve milletler için de geçerlidir...

Türkiye'de bir çok "yarım unsur", bir "tam" yapamamaktadır...

Dişliler arasındaki ergonomik uyumsuzluk, gerçek başarıyı olumsuz etkilemektedir...

Türkiye'nin uzun vadeli başarılı kalabilmesi için, gerçekten başarılı olması gerekir...

Türkiye'nin Başarılı olduğunu söyleyerek, para kazanmada başarılı olan sözde akil adamların sözleri ile Türkiye keşke kalıcı başarıyı yakalayabilse...

Türkiye'nin aydınlık ufuklara doğru yol alması için, gerçek başarıyı yakalamanın yolu çok yönlü sorun tespiti ve çözüm önerileri geliştirmektir.

İşte o zaman kalıcı başarı elde edilebilir...

GÜZEL TOPLUM VE REFERANDUM

GÜZEL TOPLUM VE REFERANDUM

 

                                                                                                                                 15.09.2010

 

Görünen o ki Türk toplumu sosyal olduğu kadar siyasal bir toplumdur.

Referandum sonuçları açıklandı. Herkes Galip, Kimse mağlup değil...

Namık Kemal'in "Vatan Yahut Silistre" isimli eserinde, isimsiz kahramanlardan birinin ağzından sürekli şu tekerlemeler çıkardı;"Kıyamet mi kopar!!!"...

İşte onun gibi, referandum sürecinde kıyamet kopmadığı gibi, referandum sonucuna göre denilebilir ki;" kıyamet mi kopar!!!..."

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül; Meydanlarda konuşulanlar orada kalsın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli" Herkes sonuçlara saygı göstermeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu;" Karamsar değilim".. gibi sözlerle ortamı rahatlattı.. Bunlar güzel şeyler...

Türkiyede seçmenler, siyaset dersi almış gibi oy kullanmış oldukları ileri sürülebileceği gibi. Kendi doğruları doğrultusunda hareket ettikleri de iddia edilebilir.

Referandum sonuçlarından herkesin bir mesaj alması gerekir.

1. Referandum sonucu evet oy oranı  % 57,9 Proje için önemli bir halk desteğidir.

2. Referandum sonucu Hayır oy oranı % 42, 1 Proje için önemli bir karşı çıkış kitlesidir.

3. Bu sonuçlar, herkesin galip hiçkimsenin mağlup olmadığı bir sonuçtur. Dolayısı ile sonuçlar, hiç kimseye her istediğini, kendisinden başka hiç kimse yokmuş gibi serbest hareket etme hakkını vermemektedir.

Aslında Toplum önderleri, ulaşılmaz, her şeyi en iyi bilen, tek doğru sahibi, otoriter gibi görünseler de; nihayetinde insandırlar. Ancak insanlar tercihlerini akılcı bir anlayışla yaptıkları zaman ne kadar büyük bir "güç" olduğu görülmektedir.

Gerçi bu tercihlere yapay müdahaleler, hür iradeyi şöyle ya da böyle etkilese de sonuç konusunda hiç kimse sonsuz kudrete sahip olmadığının farkında olduğunu düşünüyorum.

Toplum Referandum için değil, Referandum Toplum içindir...

Bizim insanımız duygusaldır. Çekirdek aile modelini benimsemiştir. Herkes her istediğini bu toplumdan isteyebilir. Ancak Toplum neyi ne kadar kime ve ne zamana kadar vereceğini bilir.

Bu nedenle kimse şımarmalıdır, hırçınlaşmamalıdır. Uzlaşma olmalıdır. Parti liderlerinin, Türkiyenin karanlığa düşmemesi, aydınlık ufuklara açılması için hoşgörü içerisinde teknik dayanışma ve işbirliğine girmeleri kaçınılmazdır.

Bu güzel toplum, siyasi liderlerin söylem ve eylemlerinden çok çabuk etkilenmektedir.

Bu nedenle Toplumu tedirgin eden gerilim politikası terk edilmelidir.

Dünya bizi izliyor.

Dünyayı kurtaracak güzelliktir...

Güzellikten payını almamış siyaset, toplumu felakete sürükler.

Her şey güzel olmalıdır. Siyaset de  güzel olmalıdır.

Güzel siyaset, güzel toplum, elele, en güzele...

ESTETİK YAŞAMAK KUTSALDIR...

ESTETİK YAŞAMAK KUTSALDIR...

 

                                                                                                                                   11.Eylül.2010

 

İnsan estetik bir varlıktır.

Uzayda, yeryüzünde, canlılarda, bitkilerde olağanüstü bir estetik vardır.

İnsanda, insanı hayrete düşüren ve hayranlık uyandıran estetik nitelik vardır.

Birçok farklı yaratıklarda parçalı olarak bulunan estetik unsurları bir bütün halinde insanda görebilirsiniz. Eller, ayaklar,  kaş, göz, herbiri hem kendi içinde hem de diğerleri ile mükemmel bir uyum içindedir. Bunun adı altın orandır. Altın oran, dengenin, uyumun, estetiğin adıdır. Hücrelerimizin içindeki DNA sarmalından, uzaydaki galaksilerin şekillerine kadar altın oranı bulmak mümkündür.

Estetik denge, denge altın orandır. Altın oran göze güzel gelme olgusudur.

O halde altın oran üzerine kurgulanan insan, hayatını da altın oran üzerine kurgulamalı ve uygulamalıdır.

Bunun adı estetik yaşamaktır.

Kutsal kavramı, özünde sır saklı özellikler taşır. Yerine hemen yenisi, yeniden konulamayan niteliklerle donatılmıştır. Bu yüzden "kutsal", insanların bir an duraklayarak anlamaya algılamaya çalıştıkları bir kavramdır.

İnsan, kendisi ne kadar kutsal ise; yaşantısı da kutsaldır.

Estetik yaşamak, insanın tercihi değil zorunluluğudur. Öyle bir biçimde estetik yaşamak gerekir ki; bir şefin orkestrayı yönettiği gibi tüm çalıgılar  tek ses çıkarsın... dinleyenlerin kulağına hoş ve duyguları gıdıklayan bir melodi ulaşsın... Görenler gıpta etsin.

Estetik yaşamak, hayatı "güzel" ile hayatlandırmaktır.

Yaşamak; varlık nedenine uygun olursa kutsaldır.

Sonsuz mutluluğun başlangıç noktası estetik yaşamaktan geçer.

Dengeli yaşamak, estetik yaşamaktır...

Estetik yaşamak, dengeli yaşamaktır...

"Estetik yaşamak kutsaldır."

Estetik yaşamak için önce, Estetiği çok iyi bilmek ve öğrenmek gerekir. O zaman estetik ile hayat arasındaki ilişkinin temelleri daha iyi anlaşılmış olur.

Yaşamak ölmenin başıdır.

Her yaşayan ölür.

Öyle ki; yaşamak öldürülebildiği halde, ölüm öldürülemiyor... Mademki ölüm öldürülmüyor, o halde estetik yaşayarak, estetik ölmenin yolları aranmalıdır. Bu anlayış "kutsal ölümün" tanımıdır.

Gerçekte herkes cennete gitmeyi ister ama hiç kimse ölmeyi istemez. Daha ilerisi, çocukların büyümeyi istemeleri dışında hiçbir yetişkin ihtiyarlamayı istemediği gibi, hep genç kalmak ister. Bu genç yaşamak istemektir. Halbuki gençlik gece gibidir. İnsanın iradesine hakim olmakta en ihtiyar olduğu zamandır gençlik. Yani gençlik heveslerini dizginlemekte güçsüdür.

Gençlik gecesini "sabıkasız yaşayarak" ihtiyarlık sabahına ulaşanlar, "estetik yaşama kutsallığının" zevkine varanlardır.

DENGELİ YAŞAMAK, GÜZEL YAŞAMA SANATIDIR ...

DENGELİ YAŞAMAK, GÜZEL YAŞAMA SANATIDIR ...

 

                                                                                                    02.Eylül.2010

Bizler asimetrik zamanın yolcularıyız.

Asimetrik zamanın yolcuları olan bizler; ne kadar nerede yaşayacak, O'na o kadar zaman ayırmalıyız...

Dengeli yaşamak insanın tercihi değil zorunluluğudur.

Yaşamak; varlık nedenine uygun olursa kutsaldır.

"Dengeli yaşamak kutsaldır."

Sonsuz mutluluğun başlangıç noktası dengeli yaşamaktan geçer.

Dengeli yaşamak, güzel yaşamaktır...

Güzel yaşamak, dengeli yaşamaktır...

Dengeli yaşamak, değişen dengelere göre ölmemektir...

Dünya, zaman zaman farklı egemenliklerin etkisi altına girebilmektedir...

Ve hakimiyet kayıtsız şartsız milletin olamamaktadır...

İşte bu; değişen dengelerin egemenliğidir...

İnsanlık tarihinde yer tutmuş erdemli insanlar dengeli bir hayat yaşamışlardır...

"Zaman sana uymuyorsa sen zamana uy" sloganını reddetmişlerdir...

Güç, Güçlünün elinde bir balyoz olmuş, önüne geleni savurmuştur...

İnsanlık tarihi bunun olumlu- olumsuz örnekleri ile doludur...

Gerçek özgürlük, İlkeli yaşamaktan geçer...

İlkeler, inanca yönelik değeler sistemidir... "dün dündür, bu gün bugündür" anlayışını ilkesizlik olarak tanımlar ve reddeder... Dünün doğrusu neyse, bugünün de doğrusu odur, yarın da o  doğru olacaktır...

Ezelden ebede, zerreden küreye doğru; değişen dengelere göre değişmez...

Doğru yaşamak dengeli yaşamaktır...

Öz'ün sözü, Sözün öz'ü, el ele en güzele...

Listeleniyor (25—68) Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17
 
Bu sitedeki eserler Prof. Ahmet Atan'a ait olup, izinsiz kullanılamaz © 2010